Kaptan Arda söz verdi
 
Robinho ''Santos'' diyor
 
Nunez imza için geliyor !
Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

Yerli mi Yabancı mı?

Yerli mi Yabancı mı?
Türk Milli Takım teknik direktörlüğü için 'Yerli mi? Yabancı mı?' tartışması hala sürüyor.
09 Ocak 2010 Cumartesi 15:19
Hayatın her alanında olduğu gibi futbolda da hep ‘batı’ cazip geliyor. Ancak bizi sokaklara döken her başarının ardında da ‘bizimkiler’ var. Aşağıda okuyacaklarınız, bir komedi filmi değil, gerçeğin taa kendisi...

10 Ekim 2009’da Bosna Hersek, Estonya’yı devirdi ve Milli Takımımız’ın ‘Güney Afrika hayalleri’ son buldu. Aynı gece biz de Belçika’ya kaybettik ve maç sonrası fırtına koptu. Fatih Terim özetle, “Kimseyi suçlamam. Oyuncularımı asla. Bazı şeyler insanın içini acıtıyor. Bir grup, ‘İmparator’ diye bağırıyor, bir başka grup istifamı istiyor. Sokaklarda bayraklarla, gururla gezerken yine ben vardım.

Üzerlerinde Ay-Yıldızlı eşofman varken oyuncularıma küfür edilmesi kabul edilir şey değil” dedi. Ardından Futbol Federasyonu Başkanı Mahmut Özgener’e, Bursa’da oynanacak Ermenistan maçında son kez Milli Takım’ın başında yer alacağını ifade etti. Bu, resmi olmasa da bir istifaydı ve TFF bu görüşmeden sadece 24 saat sonra yeni yol haritasını çizdi: “Milli Takım’ın başına kariyerli bir yabancı teknik adam getireceğiz...”

91 gündür küçük bir eksiğimiz var: Hoca!

Bugün, 9 Ocak 2010... Fatih Terim’in bırakmasının, daha doğrusu, Milli Takım’da süren teknik direktörsüzlüğün tam 91. günü... Polonya ve Ukrayna’nın ortaklaşa düzenleyeceği 2012 Avrupa Futbol Şampiyonası grup eleme kuraları 7 Şubat 2010’da Varşova’da çekilecek.

Dünya Kupası’na katılamayan ve ülke puanını artıramayan Türkiye, kura çekimine 2. torbadan katılacak. Sadece 29 gün kaldı; organizasyon belli, rakipler belli, statü belli; fakat halen küçük bir eksiğimiz var: TEKNİK DİREKTÖR! TFF bu süreçte elbette boş durmadı, temaslar kurdu. Her ne kadar resmi ağızlardan doğrulanmasa da Giovanni Trapattoni, Mark Hughes, Joachim Löw, Mircea Lucescu, Bernd Schuster, Jurgen Klinsmann, Marco van Basten, Luiz Felipe Scolari ve Guus Hiddink ile görüşüldüğü haberleri basında çok yazıldı, çizildi. Ancak ne açıklanan resmi bir görüşme ne de atılan bir imza var henüz...

Kimse ‘EN İYİSİ’nden bahsetmiyor

Spor kamuoyu hâl⠑yerli mi yabancı mı’ tartışmasını sürdürüyor. Hiç kimse kusura bakmasın, ama bu tartışma artık ‘Genetiği değiştirilmiş organizma’ (GDO) ile ‘organik besin’ arasında sıkışıp kalmış ev kadınlarının dırdırına dönmüş durumda. “Konu, Milli Takım ve böyle ucuz bir benzetme yapamazsın” diyenler çıkabilir. Haklısınız, fakat açıp okuyun son 5 günün gazetelerini ve değer verdiğimiz, bu unvana layık gördüğümüz yerli hocaların açıklamalarına bir bakın!

Benim ki hikâye kalır onların yanında! Neyse biz şimdi öncelikle ‘YERLİ Mİ’ ‘YABANCI MI’ konusuna dönelim. Şu ana kadar kimse söylemedi, fakat bana göre Milli Takım için aranan teknik direktör kıstası şu olmalı: ‘EN İYİSİ...’ Evet, yerli mi olur, yabancı mı, buna yetkililer karar verecek; ama öncelikli şart bu: “Türkiye Milli Takımı, en iyi teknik direktörle çalışmalıdır...” Peki, bu kıstası ölçü alarak bir yol haritası çizmeye çalışalım.

UEFA’nın ilk 10’unda 3 yabancı var

Yandaki tablolara lütfen dikkatle bakın... 1 nolu tabloda; UEFA’nın, yani Avrupa Futbol Federasyonları Birliği’nin puantajında ilk 10’daki ülkeler ve teknik adamları var. (Türkiye, 41. sırada) İlk 10’da sadece 3 ülke kendi vatandaşlarına teslim etmemiş milli takımını. Bunlar o ülkeler; İngiltere, Rusya, Yunanistan... Bunlar da hocaları; Fabio Capello, Guus Hiddink, Otto Rehhagel... Herhalde hiç bir ülke ‘hayır’ diyemez bu isimlere!

Şimdi de 2 nolu tabloya bakın; Bu tabloda, bizim gidemediğimiz 2010 Dünya Kupası’na giden ülkeler var. 32 ülkeden 21’i yerli teknik adamlarla ayak basmış Güney Afrika’ya. Geriye kalan 11 ülkeden birisi de, evsahibi olması nedeniyle organizasyona direkt katılan Güney Afrika ve teknik direktörü yakından tanıdığımız bir isim; Parreira...

5 organizasyon ve 3 yerli teknik adam

Bu iki tablodan çıkartılması gereken bir sonuç elbette var. Fakat “Onlar Avrupalı, bunu becerir, biz yapamayız” diyenler varsa hâlâ, biraz geçmiş sayfaları açmakta fayda var.

Sene 1996... Katıldığımız ilk Avrupa Şampiyonası. İngiltere’de yapıldı, sıfır çektik, üzüldük. Fakat Türk Futbolu, ilk kez böylesine büyük bir organizasyonda yer aldı ve o takımın başında Fatih Terim vardı.

Sene 2000... Hollanda ve Belçika’da, yine Avrupa Futbol Şampiyonası’ndayız. Çeyrek finalde; 2004’te aynı organizasyonda final oynayacak olan Portekiz’e kaybetmesek, finale 1 adım kalacaktı. Hocamız, Mustafa Denizli’ydi.

Sene 2002... Güney Kore-Japonya ortaklığında ve ilk kez Dünya Kupası’ndayız. Müthiştik. Grupta başımıza bela olan Brezilya ile yarı finalde de eşleşmemiz büyük şanssızlıktı. Çünkü diğer takımlarla oynasak rahatlıkla finale çıkabilir, hatta şampiyon bile olabilirdik. Hocamız Şenol Güneş’ti.

Sene 2003... Fransa’da Konfederasyon Kupası’ndayız. Yine harikalar yarattık, ama yarı finalde Fransa’ya yenilerek 3.’lükle yetindik. Hocamız Şenol Güneş’ti.

Sene 2008... İsviçre-Avusturya ortaklığında yine Türk Fırtınası estirdik. Belki de en iyi futbolumuzu oynadığımız gün, yarı finalde Almanya’ya kaybedip finalden olduk. Hocamız Fatih Terim’di....
Hollywood kahramanlarıyla olmaz!

Yakın tarihte 5 büyük organizasyon yaşadık ve çoğunda başarılı olduk. Dikkatlerinizden kaçmamıştır, hepsinde de yerli hocalarla çalıştık. Bu tablo; Türkiye Futbol Federasyonu’na, Türk spor kamuoyuna ışık tutmalı. ‘Yerli mi’ ‘yabancı mı’ gibi saçmasapan bir tartışmayı sürdürmek yerine, ‘en iyisi’ni aramamızda bize yol göstermeli.

Yerli de olabilir, yabancı da... Fakat, Milli Takım Teknik Direktörlüğü konusunda kendisine sorulan sorulara Hollywood kahramanlarıyla cevap vererek, farkında olarak ya da olmayarak ‘bu yüce görevi’ alay konusu haline getirenler olmasın sadece. Evet, belki yazılı bir kural değildir bu, fakat bir gerçektir;

Türkiye Milli Takım Teknik Direktörü, bu ülkedeki tüm antrenörlerin başıdır. Kabul edin ya da etmeyin, bu görev, hiç hafife alınmayacak kadar önemlidir.. Ve sonuçta sadece bu önemin farkına varanlar, o göreve getirilmelidir.

Zafer Büyükavcı

Fanatik okurları ‘Vural’ diyor

www.fanatik.com.tr, 31 Aralık 2009 tarihinde okurlarına sordu: “A Milli Futbol Takımımız’ın yeni teknik direktörü sizce hangi yerli isim olmalı?” 10 gün boyunca toplam 258 bin 544 kişinin oy kullandığı ankete dün son verdik. Çıkan sonuçlar şöyle:

Teknik direktör Oy Yüzde

Fatih Terim 21.043 8
Mustafa Denizli 11.699 5
Yılmaz Vural 90.104 35
Ersun Yanal 13.805 5
Ertuğrul Sağlam 86.725 34
Tolunay Kafkas 13.239 5
Diğer 21.929 8

Bu anketin sonuçlarından haberi dahi olmayan Yılmaz Vural’ın dün Anadolu Ajansı’na yaptığı açıklamalar da hayli ilginçti: “Ben Federasyon Başkanı olsam, Yılmaz Vural’ı milli takımın başına getiririm. Ben olmazsam başka Türk hocalar da yapar, ama ben bu işe hazırım. 25 yıllık deneyimlerimi milli takıma aktarmak istiyorum. Onlarca futbolcu yetiştirdim. Ülkeyi ve insanları tanıyorum...”

Tablo 1: UEFA‘DA İLK 10’DAKİ AVRUPA TAKIMLARININ 7’Sİ YERLİYLE ÇALIŞIYOR
Diğer Sayfada...
« geri1·2·3ileri »
1 . GSLİ HELMES113
2 . MUSTAFA ENGİN63
3 . AMATAXAKAL59
4 . BERK MERT59
5 . BORAN FIRTINA57
6 . MİTHAT SPOREL47
Bu Listede yer alabilmeniz için ÜYE olmanız gerekmektedir.
FOTO GALERİ
Tümü
YAZARLAR
Ercan Saatçi
Altan Tanrıkulu
Mehmet Demirkol
Hakan Ünsal
Erman Toroğlu
Gürcan Bilgiç
-->