Fatih hocanın sakatlardan dert yanması cezalılardan yana sıkıntılı olması anlaşılabilir durum. Ama nasıl olur da ilerde Nihat’la maça başlar aklım almıyor. Denizli de aynı şeyi yapıyor. Sezon başı idman yapmamış oyuncunun kendine gelmesi bir sorun. Bunun en taze örneğini geçen yıl Emre Belözoğlu ile yaşadık. Maçtan önce her şeyin bitmiş olması ve takımımızın sahaya hedefsiz çıkması oyunda sadece iki 18 arasında görünmemize sebep oldu. Rakip ceza sahası içine çok nadir girerken aynı zamanda çok da etkisizdik. Bunun yanında kendi ceza sahamızda rakibe etkili olma şansı verdik. Bireysel hataların yanında defansımızın arkasına ve arasına atılan birbirinin kopyası paslara sadece seyrederek cevap vermeye çalışınca doğal olarak golü yedik. Ne bu topların atılmasını engelleyebildik. Ne de yapılan koşulara cevap verdik. Belçika takımı belli ki Advoocat’la toparlanmış. Milli Takımımız’la oyunun her alanında oynayan işini ciddiye alan sadece Hamit vardı. Haftalardır ligde de çok iyi oynayan Volkan’ı da unutmayalım. Biz bu maçı kazansak da değişecek herhangi bir şey yoktu. Şimdi olay Fatih hocanın istifa edip etmeyeceğine geldi. Eğer hoca bırakırsa teknik direktörlük kariyeri büyük darbe yiyecek, belki de hiç çalışamadan hayatına devam edecek. Çünk Milli Takım’a dönüşü bir daha olmaz. Fatih hoca açısından durum bu. Ya Milli Takım... Şu anda Milli Takım’ı bir yerlere taşıyacak, yeni bir anlayış getirecek kadar önemli ve güçlü durumda yerli bir hoca yok. Tabi ki bazı isimler var. Ama bunlar ne spor kamuoyunun güvenini kazanmış ne de basının baskısını kaldırabilecek kadar yeterli durumda olmayan hocalar. Bu şu demek, Fatih hoca giderse Milli Takım’ın başına uzun bir aradan sonra yabancı bir hoca gelebilir. Ben yine de yerli hocalara şans verilmesinden yanayım. Daha doğrusu kriterlere uygun bir hoca bulana kadar Terim ile devam edilmeli.