BUNDAN sonra yerli-yabancı her futbolcu kendisine biraz daha dikkat etmeli. Hem maçtan önce, hem maç sırasında hem de maçtan sonra.
Çünkü kimsenin, altını çiziyorum, hiçbir oyuncunun garantisi yok. En iyi forma ulaşmış oyuncunuz kırmızı kart görebiliyor. En kritik anda sizi eksik bırakıyor. En büyük kozunuz, kaptanınız, tek şut atmadan, tek ara pası vermeden bir Avrupa Kupası maçı daha tamamlayabiliyor. En kritik anda en tecrübeli oyuncularınızdan biri penaltı yaptırabiliyor.
Savunmada “Artık oynamaz” dediğiniz Bilica müthiş. Volkan müthiş. Emre özellikle yorulana kadar takımın en iyisi. Önde oynadığı zaman neler yapabileceğini gösteriyor. “Neden alındı?” denen Gökhan Ünal iki golün de pasını veriyor. Tek başına rakip savunmayı yıpratıyor, her topa koşuyor. Takım 10 kişi kaldıktan sonra Önder’in kademesine bile giriyor.
Çok pozisyon verdiler
Stoch’un sözleşmesinde “15 milyon euro getirirse belirli kulüplere gider” maddesi varmış. Bence rakam az. Stoch yakında Ribery gibi çok önemli bir yere gelir. Onun çalımları, asistleri, boş koşuları, golleri çok konuşulur. Ama asıl önemlisi hem Galatasaray hem de Young Boys maçlarında takım 10 kişi kaldıktan sonra defansif orta saha oyuncusu gibi savunma yapması, tek forvet gibi ataklara katılmasıydı.
Fenerbahçe için dün gece kritik bir gece değildi. Daha ötesiydi. Çünkü Aykut Kocaman’ın ilk resmi maçıydı. Üstelik Şampiyonlar Ligi’ne kalma yolunda ilk adımdı. Ve takımın yarısından çoğu yoktu. Dünkü savunma bir arada hiç oynamadı. Evet çok pozisyon verdiler. 2-2’den fazlası da olabilirdi. Ama Fenerbahçe bu takımı Kadıköy’de eler. Sonra ki tur için sadece kura şansı yetmez. Her futbolcunun başlıktaki soruyu tekrar tekrar kendine sorması gerekir. Adı ne olursa olsun!